Yavaş yavaş değişmeye başladı evin kokusu. Temizlik malzemelerinin resmi geçidi sürdü birkaç gün. Sonra bildik/sevdik yemek kokuları, vanilyalı kek kokuları eklendi birbirine. Uykular uyundu, okşanan saçların kokusu karıştı ‘hadi kalk, geç kalacaksın!’ sabahlarına…
Onun elleriyle aralanan pencerelerden çiçek kokuları seçilip bir bir girdi çeri. Sonra ikindi kahvelerinin, akşam çaylarının aroması, sıcak sohbetlerin, sonu gelmez öğütlerin, çekilmez söylenmelerin nefesi karıştı havaya.
Hepsi en bildiğim, en sevdiğim her daim çoçuk hissettiren o kokuyu oldurdu evde. Alt notası, üst notası, ortası hepsi hepsi tüm formül bir haftada tamam oldu.
Şimdi şimdi kayboldu.
Yok, ‘kalleş mayıs’ almadı onun kokusunu,
Bi sabahı bavullar toplandı o kadar.
Sonra açık kapılardan, pencerelerden sızıp,
içilen sigaralara, kaynamayan tencerelere kızıp dağıldı günbegün.
O biryerlerde hala koku işçisidir.
Ben de belli etmeyen kuzusu…
Sevdiğim o koku yok artık bu evde.
Sen, kadınım…
Annem.




