“Bence gazeteciler her türlü siyasi oluşum ya da olaya geniş geniş, rahat rahat yorum yapabilmeli” dedi Salih Memecan. Karısı AKP Milletvekili olan Salih şöyle devam etti lafına: “Ama manipüle etmeye kalkarlarsa olmaz yani. Kemal Kılıçdaroğlu’nun olayında bu tür fazladan verilen bir destek olunca şüphe uyandırıyor bende haliyle, doğal olarak, her halükarda, kesinlikle.”
Arkadaşımın adı Bayram’dı. İri, kemikli bir adamdı. Arnavut şivesiyle konuşuyordu. Bir zamanlar kuru bademi külle, kezzapla yaş badem haline getirir satardı. Sonra piyango bileti sattı. Sonra arabacılık yaptı. Sonra dükkan açtı. Sonra zengin oldu. Zengin oldu ama eski adetlerini bırakmadı. Yine külhanbeyi gibi giyinir, yine haftalık kazancını bir günde harcardı. En kötü meyhanelerde en hoş kızları tanırdı. O kızlar içinde bir Seher vardı, sahiden de seher gibi bir kızdı. Bayram Seher’i sevgili yaptı kendine.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun giydiği gömleğin 500 TL olduğunu bulan gazeteci ortaya çıktı. Nazlı’nın yavrusu Mehmet Ali Ilıcak’mış o aslan parçası. ‘Aferin’ dendi ona, ‘yürü be koçum’ dendi, ‘kim tutar seni’ dendi ona. Anası iftihar etti oğluyla, ‘analar ne çocuklar doğuruyor’ diye övündü kendiyle.
Bayram çok kavgalar etti Seher yüzünden. Bıçaklar çekti, adam yaraladı. Çoğunda kaçıp kurtuldu. Bir gün yakayı ele verdi, sekiz ay yattı çıktı. Bu sırada da olan oldu. O içerideyken Seher bir üniformalıyla kaçtı. İşte Bayram ondan sonra çalışmadı. Sırtının kemikleri hamudundan kurtulmuş araba okları gibi dışarıya fırladı. Artık sabahtan içmeye başlayan Bayram’ın arabası, kısrakları, dükkanı satıldı. Yoksullaştı. Gene badem satmaya başladı. Yirmi sekiz yaşındaydı.
CHP kurultayında, kürsüdekinin; ‘bir çivi bir nalı kurtarır. Bir nal bir atı, at yiğidi, yiğit vatanı kurtarır. Deniz’den esen rüzgarla Kemal’e ereceğiz!’ sözleri üzerine delegelerden biri olduğu yerden bağırdı: “Vay horozuna kravat taktığımın çocuğu! Helal sana!”
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım. Tam yirmi bir yaşında idim. Bir Şubat ayı idi. Ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı. Menekşeler kokuyordu. Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu’na çıktım. Çiçekpazarı’nda çiçekleri sattım. On dokuz lira aldım. Hiç içki içmemiştim, içtim. Üç senedir evliydim ama hiç boyalı, kokulu bir kadın koklamamıştım. Kokladım. Ondan sonra eve gitmedim. Sağ mı, ölü mü evdekiler, bilmem. Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım. Bir ihtiyar babam vardı, bir anam, bir karım, iki çocuğum. Çocuğumun biri iki yaşında, ötekisi dokuz aylıktı. Bildiğin gibi badem sattım önce, sonrasını biliyorsun zaten.
Vakit gazetesinin ‘Kemal Kılıçdaroğlu acaba sünnetsiz mi?’ sorusu üzerine Ustura Kemal şöyle konuştu: “Hayat beni sık sık test eder, bazen de yok eder.”
Etiketler:BAYRAM




