“Gönlümün bir hali var ki gam değil kasvet değil
Neş’e dersen hiç değil, mahzun-i firkat değil
Anlatır belki bu sözler derdimi erbabına
Mey o mey, canan o canan, sohbet ol sohbet değil.”
http://fizy.com/tr#s/1gr1q9
22 TemBİRİKMİŞ 2
19 TemDünyaya kazık çakmaya niyetli bir yaşlıdan: “Hakkınızı helal edin gençler! Hayat bu, siz ölürsünüz ben göremem, ya da siz kör olursunuz, beni göremezsiniz.”
KENAN EVREN: “12 Eylül’ü ABD’ye 2 saat önce bildirdik.”
Varsın hacı hoca takımı farklılıklar arasındaki boşlukları tutkulu nefretlerle doldursun, biz gene de ötekileştirmeyelim onları genç! Salaklık da böyle bir şey değil mi zaten?..
RTE: “Kürt sorunu herkesten önce benim sorunumdur.”
Sivas’ın BOP kafalı valisi Madımak önünde basın açıklamasını yasaklamış. Yobaz katliamının böyle böyle unutulacağını sanıyor, diğerleri gibi. O vali Malatya’dan AKP adayı idi, giremedi meclise, dışarıda kaldı. Vali dediğin o şehrin idari ve mülki amiri oluyor ha, yanlış anlama. İDARİ VE MÜLKİ AMİR! Allah Allah!
METİN-Şu hal-i şahanelerin çok duygulandırdı beni. Erkekliğimden utanmasam ağlayacağım.
NESRİN-Nefret ateşi göz pınarlarını kurutmuş senin.
METİN-Yeryüzünün bütün çiçeklerini öpebilirim belki ama senin zehirli dudaklarından ömrüm boyu uzak duracağım.
NESRİN-Peki ne zaman dinecek bana karşı olan kinin?
METİN-Bir akrep gibi kendi kendini sokana kadar.
NESRİN-Hamileyim.
METİN-Sıçtık!
Bir ses var, sesin sahibi kimdir bilinmez. Herhangi bir TV ya da radyo kanalında çıkıveriyor insanın karşısına. Ünlülerin nerede, ne yaptığını bildiren bir ses o. Magazin ya da benzeri programların sesi. İnsanın, ‘seni kim doğurdu evladım?’, ‘baban kim?’ diyesi geliyor o sesin sahibine. ‘Siktir git lan hayatımızdan! Eşekoğlueşek!’ diyesi geliyor. Okusaydın azıcık, mühendis olsaydın mesela. Ya da okuyamadın diyelim, bin türlü meslek var lan. Kasap olsaydın, fırıncı olsaydın, çiftçilik yapsaydın. Üretimin ne oğlum? Lazım mı lan şimdi senin gibi biri bu topluma?!.Ne şeyime varsın, anladıysam vursunlar beni!
Futbolda şike soruşturması yalan dolandan ibaret bir iktidar oyunudur. İktidar dediysem AKP’yi kastettiğim yok ha, yanlış anlaşılmasın. Kim takar AKP’yi. AKP uşaktır sadece. Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu Fenerbahçe’dir. Onun bir sözü, bir davranışı, bir görüşü kitleleri etkiler. Misal Cumhuriyet mitinglerinde de vardır Fenerbahçe, belediye başkanlığı seçimlerinde de. Anıtkabir ziyareti ‘olay’ olur ülkede. Ve para! Para akışı çok olur Fenerbahçe üzerinden. Yöneticileri haybeye para harcamaz kulüp için. Şükrü Saraçoğlu boşa dememiştir; ‘bu ülkede en çok tanınan iki kişi başbakan ve Fenerbahçe başkanıdır, ikisi de şu anda benim, Allah’tan daha ne isteyeyim’ diye. Depolitizasyonun en büyük ayağı futboldur dünyada. Türkiye’de bunun tam karşılığı ise Fenerbahçe. Almış başını gitmiş çünkü, öteki kulüplerle arayı iyice açmış. Hülasa, şike yalanıyla (bugüne kadar şike yapılmayan sene görülmedi, adam gibi araştırılsa başta Galatasaray olmak üzere liglerde takım kalmaz) başlatılan operasyon aslında Fenerbahçe’yi ele geçirme hareketidir. Hukuk bahane edilerek, memleketin yeni baş belası özel yetkili savcılar (beslemedir aslında hepsi) aracılığıyla; hem diğer kulüplere gözdağı verme (başbakanın ve federasyon başkanının taraftarı olduğu takıma bile dokunarak), hem kulüpler anasındaki dengeyi yeniden inşa etme (özellikle Galatasaray ile), hem de Fenerbahçe’yi AKP kadrolarına yamamaya çalışıp Çalık gibi gurupların milyar dolarlık ihalelerde önünü açma (2011 Nisan’ındaki 4 milyar dolarlık helikopter ihalesini Aziz Yıldırım ile Serdar Adalı’nın ortak olduğu konsorsiyuma kaptırmanın acısıyla) peşindedir iktidar. Böylece onların beslemesi AKP daha da güçlenecektir onlara göre. Ama her şey iktidarın istediği gibi olmuyor işte! Fenerbahçelilerden kocaman bir NAH! Fenerbahçeli, takımını kimseye yedirmez!
BÜLENT ARINÇ: “Paparazziliğin her çeşidinin Allah belasını versin!”
Küpe takan gencin babasından: “Nur topu gibi bir evladım var diye şişiniyordum; şimdi nuru gitti, topu kaldı.”
Can Yücel’den: “Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.”
Allah yüzümüze baktı Hakan Şükür meclise girdi. Dört-beş sene görmeyiz onu artık.
O değil de, Türk sinemasında Ayşen Gruda, Perran Kutman kalmadı. Kim varsa yeni, Türkan Şoray olma derdinde, Filiz Akın olma gayretinde. Perran Kutman’ın kendisi bile jöndamlığa soyunuyor, o derece yani. Nasıl olacak peki? Herkes Hülya Koçyiğit olursa Ayşen Gruda kim olacak?..
RTE: “Karaelmas Üniversitesi’ni 2007’de biz kurduk.”
Cüneyt Tanman’a: “Sayın armut! Burası Muz Cumhuriyeti olmasa sadece ‘efendiydi’ dedikleri için sen gibi bir kötü futbolcu eskisi federasyona girebilir mi?!.Sen gibi yalakaların inşa ettiği bir Muz Cumhuriyeti olmasa elinizi götünüzü sallaya sallaya bu tür bir soruşturmaya neden olabilir misiniz?..Senin o Çalık’ının Sabah grubu, leş kargası Osman Tamburacı, bunak Hıncal ve ekürisi, senin o götten bacak Taraf puştları, senin o Demirören yalakası Milliyet tarafı bunca sorumsuz ve düşmanca yaklaşabilir mi Fenerbahçe’ye, bunca saldırabilir mi?..Seksen öncesi sağcılar polisi arkasına alıp solcuların mahallesini basardı, aynen öylesiniz şimdi işte çocuğum, aynen öylesiniz işte armut oğlum, muz oğlum. Çok aslanlar yedim, zaten yoktular.”
ARPACI MEDYA: “Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin YSK tarafından düşürülmesi Ergenekoncular’ın provokasyonu.”
Beyder deri fabrikası var Çorlu’da. Bu fabrikanın işçi sayısı hep 50(elli)nin altında olmasına karşın 15(on beş) yıldır işyeri hekimi var. Geçen gün genç bir iş müfettişi (Gamze Eyi) geldi teftişe, tesadüfen haftanın iki günü, toplam üç saat fabrikaya gelen hekim de oradaydı ve de hasta bakıyordu. Genç iş müfettişi sordu ortaya: “İş yeri hekimiyle yapılan sözleşmeyi de görmek istiyorum!” Hekim duvardaki çalışma izin belgesini göstererek; “sözleşme Tekirdağ Tabip Odası’nda, zaten o olmasa bu izin belgesi de olmaz.” “Hayır efendim” diye gürledi Gamze hanım, “ben tabip odasıyla muhatap olmak zorunda değilim, sözleşmeyi görmek istiyorum!” İşyeri hekimi de karşılık verdi: “Ben sizle hiç muhatap olmak zorunda değilim!” Bunun üzerine en çok 1(bir) saat sürecek teftiş 5,5(beş buçuk) saat sürdü. İşyeri hekimi fabrikadan öğle üzeri ayrıldı, müfettiş ve ekibi 16:30’da. 15(on beş) senedir tutulan poliklinik defteri gösterildi, fabrika müdürünün çabalarıyla tabip odasından her istenilen faksla getirtildi, işyeri hekiminin 1991’de Malatya’da almış olduğu A sertifika dahil. Yine de iş müfettişi Gamze hanım 25 maddelik eksikler listesinin 24.maddesinde aynen şunu yazdı: “İŞYERİ HEKİMİ YOKTUR.”
Recep Akdağ’a: “Meslektaşlarının yukarıdan gelen emirlerle doğrayarak üçüncü dönemine başladın, bu kıyakçılıkla üç dönem daha bakanlık yaparsın. Yürü be hocam! Kim tutar seni!”
İşte bu benim halkımdır, bu benim halkım, bu benim halkım! Samsun’da ve Ordu’nun Perşembe ilçesinde çıkan düğünlerde iki ölü, bir ağır yaralı!
CEMİL ÇİÇEK: “Milletvekillerinin tahliye edilmemesi bizim işimiz değil. Konu yargının işidir, Türkiye bir hukuk devletidir.”
AKP geldi geleli tükürüğe bulandık lan. Melih Gökçek’le başladı, RTE’ye kadar geldi. O değil de, Allah’tan mukaddes o tükürükler, Müslüman tükürüğü. Misvaklanmış, temiz dişlerin olduğu ağızlardan çıkan kalbi tükürükler. Yıkanırsın, ak pak olursun, AKP olursun içinde. Yoksa var ya, kovboy tükürüğü gibi olsa var ya…Yanmıştık hocam.
Sevinç’le Kaya’nın, Neşe’yle Oya’nın selamları var sana Fenerbahçe düşmanı. Yeni kocanın anlattığına göre senin düğünde Orhan, Burhan oynamış.
Kaşşş 4. Büyük ikramiye
7 TemKaşta villalara temizlikçi gidiyor, kırkına yaklaştı. Kocası iki çocuğuyla bunu bırakıp kaçalı üç yıla vardı. Büyük ikramiye çıkınca karşı evdeki komşunun karısını alıp kayıplara karıştı adam. Haber geldi kocadan… boşanalım diye. Boşanmadı. Kah ağladı kah güldü.Hikayesini herkes duydu.
Kaşşş 3 . Yusuf Yusuf!
5 TemBirinci Yusuf torosların kucağında uykulu sallanan, deniz kokularını ellerinde serinleten Bezirgan Yaylasının köşesinden yayın yapıyor. Kapısında ‘varyemez’ yazan Yusuf evinin önüne iki tane taht yaptırmış. Biri müslümanlar biri kefereler için. ‘dost tavuğu’ adıyla bir tavuk pişireceği vaadinin yer aldığı el yazısından tabela tavuk kümesine dayanmış. İki katlı evinin dar penceresinden bir elmanın iki yarısı gibi karısıyla profile oluyorlar yoldan geçene. Bezirganıı çevreleyen dağlar Yusufun evini gelgeliyor. Eve yaklaşınca, Yusuf aşağıya hızla süzüülüyor, ağına takılan bir av varmış gibi, örümcek gibi.
Yusuf Kaşın iki depremini görmüş. Depremler Kaş’ın aldığı ‘ahlardan’. Kaş zamanının esir pazarıymış.
İkici Yusuf 80’nini çoktan aşmış. Yollara vermiş kendini. Torosların bir tarfından alıyor soluğu, denize taşıyor. İstanbul torostan sayılır. İkisi de müslüman nasıl olsa. İşgal altında memleket artık. Kefere işi azıttı. Bezirgana çıkamaz, üşür ama. Kaşta çıplak dolaşır. Bezirgan Kaşta evlere temizlikçi, barlara garson, lokantalara ahçı olarak girer. Kimsenin haberi olmaz.
FUTBOLDA ŞİKE SORUŞTURMASI BAŞLATAN ÖZEL YETKİLİ SAVCIYA
4 TemBEŞTE BEŞ (SPOR KULÜBÜ OLMAK)
Futbolda Trabzonspor’un
Erkek Basketbolda Galatasaray’ın
Kadın Basketbolda Galatasaray’ın
Erkek Voleybol’da Arkas’ın
Kadın Voleybolda Vakıfbank Güneş Sigorta’nın
Aklı alındı.
“Kim aldı?” “Hepsini tek bir takım aldı.”
“Nasıl aldı?” “Söke söke aldı.”
“Kim aldı?” “Büyüklerin büyüğü aldı.”
“Kim o büyüklerin büyüğü?”
FENERBAHÇEM BENİM, BİRİCİK SEVGİLİM!




